...S e y i r  
      D e f t e r i

 
   Ana Sayfa    Yazarlarımız    Yazar Sayfaları  
Bilim-Teknoloji    Kültür-Sanat    Ekonomi-Politika    Toplum-Hukuk    Şiir-Öykü-Deneme    Yeni Projeler   
    Yazılar / Yorumlar
  
  
  Konuk İzleyici   
Şiir-Öykü-Deneme
Seyir Defteri Şiir Öykü ve Denemeler

Yazı Ekle

 02.02.2010 22:16:17
serkan vardar
  Yazar Profili »    Tüm Yazıları Tüm Yazıları »    Yazarın Sayfası Yazarın Sayfası »


Azgelişmişlik ve Sahte Bilim

Az gelişmiş ülkelerin kurtuluş yollarından belki de en bilinen ve en gerçekçi yolu kendi sanayisini kurabilmesidir. Kendi sanayisini kurabilmesi için ihtiyaç duyacağı finansman, yetişmiş eleman gibi ihtiyaçları yanında kendi teknolojisini kendisi üretiyor olması gerekir.

Bu da ancak bilimsel çalışmalar ile mümkündür. Bilimsel çalışmaların da korkulu düşmanı sahte bilimdir.

Bir sürü bilimsel ve teknik eğitimi olan fakat yeni bir şey üretmeyen, bilgilerimize ve üretim sanatlarımıza hiçbir katkısı olmayan, ancak, kendi bilgileriyle araştırma cephesinin çok gerilerinde kendi kendilerine çalışan oyalanan çok insan vardır. Bu insanların üretimi ise sahte bilimdir. Bilim ve bilimsel kelimeleri, cümlelere vurgu kazandırmak, insanları etkilemek, bazen de susturmak için sıkça kullanılır. Ağızlarından çıkan anlamsız sözlerin dahi insanlara çok önemliymiş gibi sunulduğu görülür. Teknolojiden soyutlanmış bir bilim tabusu söz konusudur.

Sahte bilim ve bununla uğraşanların bazı özellikleri şunlardır;

-Yapılan araştırmaların genellikle ya başkaları tarafından yapılmış araştırmaların tekrarı, ya da bir bütünün parçası olmayan, kullanıcısız araştırmalar olması,

-Çoğu zaman yabancı kaynaklardan yapılan tercümelerin ya da derlemelerin unvan korumak veya unvan sahibi olmak için yeterli olması,

-Dünyadaki teknoloji üretiminden kopuk olması, patentler hakkında yetersiz bilgi sahibi olması,

-Gelişmiş ülkelerdeki bilimcileri kaynak göstermesi, ancak bu bilimcilerin kendilerini kaynak olarak göstermemeleri veya sahte bilim üreticisinden haberdar olmamaları,

-sahte bilim üretenlerin kendi aralarında birbirlerini kaynak göstermeleri, bu şekilde başak bilimciler tarafından kaynak gösterilme şartını gerçekleştirmeleri,

-Araştırma ödenekleri ile sonuçlar arasındaki dengesizlik.

-Araştırma sonuçlarının bilim çevrelerine veya endüstriye faydasının olmaması,

Bilimin ana amacı olan toplumun ve devletin refahı, istikrarı ve bekasıdır. Bilimin ölçüsü elde edilen sonuçlardır.

Bir ülkenin ürettiği bilimin içeriği ve kalitesini ölçmenin en geçerli yollarından birisi o ülkenin verdiği patentlerdir. Türkiye’de patent konusunun gelişimi matbaa ile benzerlikler gösterir.

1450'de Johannes Gutenberg, ortağı Faust ile birlikte Almanya'nın Mainz şehrinde ilk matbaayı kurmuştur. Osmanlı ‘da ise 1492 yılında engizisyondan kaçan Yahudiler matbaacılık tekniğini uygulamak istemişler ve 1493 yılında David ve Samuel ibn Nahmias kardeşler ilk matbaayı kurmuşlardır. Kendilerine Tevrat ve dini kitapların basılmasına izin verilmişti. Bu tarihten sonra çeşitli matbaa açma girişimleri İslam tebaasından kişler tarafından engellenmiştir. Osmanlı 234 yıl daha bekleyecek, İbrahim Müteferrika 1727 yılında matbaasını kurabilecektir. Ancak matbaanın ülkede yaygın hale gelmesi ise 1850’lerden sonra gerçekleşecektir.

ABD’de ilk patent 1790 yılında verildi. 1879 tarihli "İhtira Beratı Kanunu" marka ve patent konularında ülkemizdeki yasal korumanın temelini teşkil etmektedir. Bu düzenlemeler ile Türkiye, sınaî mülkiyet haklarında koruma sağlayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Sonra ne oldu? 1994 yılında Patent Enstitüsü kuruluncaya kadar hiçbir şey! Türkiye’de şu ana kadar yaklaşık 10 bin adet yerli patent başvurusu yapıldı. 1994 yılından beri yabancıların Türkiye’deki patent başvuru sayısı ise yaklaşık 45 bin. ABD‘nin 2006 yılında yaptığı patent başvuru sayısı ise 390bin. Türkiye’nin 200 yılda verdiği patent sayısı, ABD’nin 2006 yılında 10 günde verdiği patent sayısı kadardır. Bir ülke patenti ve gerçek bilimi yaygınlaştıramadığı sürece kendi bilimini dolayısı ile kendi teknolojisini üretemez.

Üniversitelerimiz bilimsel makale üretmekte bir yerlere geldiler. Ancak üretilen makalelerin, yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu yukarıda vermeye çalıştığım sahte bilim tanımına uymakta. Nasıl dünyanın bilinen üniversitelerinden öğrencileri, değişim programları yardımı ile Türkiye’ye gelmiyorlarsa bu üniversitelerin öğretim üyeleri de Türkiyede’ki meslektaşlarına benzer açıdan bakıyorlar.

Bütün Türkiye Üniversitelerinin vermiş olduğu toplam patent sayısı, Türkiye’de verilen patentlerin yaklaşık %1’ine denk geliyor. ABD’de ise bu rakam %6 civarında..Patent sayıları bir ülkede ne kadar araştırma geliştirme çalışması yapıldığının, bilime, bilimsel çalışmalara, dolayısıyla bilim adamlarına ne kadar önem verildiğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu) ve OECD raporlarına göre gelişmekte olan ülkeler(emerging countries) kategorisinde değerlendiriliyor. Başka bir deyişle Türkiye bilim üretimi konusunda ‘’az gelişmiş’’ ülkeler arasında.

Sonraki yazımda bu konuda daha derin bilgiler vermeye çalışacağım

Bu yazı 249 kez okundu 
Yorum Yap

 YORUMLAR :

 07.02.2010 16:18:52
NESRİN SİPAHİ
  Yazar Profili »    Tüm Yazıları Tüm Yazıları »    Yazarın Sayfası Yazarın Sayfası »
KATILIYORUM

Sayın Vardar,


Yazılarınızı ilgiyle okuyorum.Bazı yazılarınıza yorum yazmış olmam da bunun bir kanıtı gibi.Ancak,yazılarınız deneme olarak bizlere sunulmuş görünüyor.İlk yazıda, belki zaman kıtlığından, aceleyle yazılmış ve bu bölüme basılmış olarak düşündüm ama,son yazınız BULUŞ'UN HİKAYESİ 1 de yine Şiir-Öykü-Deneme bölümünde yer almış görünüyor.
Toplum,bilim ve politikayı ilgilendiren bölümler mevcut olduğu için,yazılarınızın bu bölümler içersinde değerlendirilip yorumlanmasının daha uygun olacağını düşünüyor ve bu konuda Sayın Gültekin`e katılıyorum.


Yazılarınıza verdiğiniz emek ve katkılara teşekkür ederim.


Saygıyla...

 05.02.2010 15:22:51
Aytug Gultekin
  Yazar Profili »    Tüm Yazıları Tüm Yazıları »    Yazarın Sayfası Yazarın Sayfası »
BU BAŞLIK ALANINDA YAYINLANMAYI HAK EDEN BİR YAZI MI?

Sayın Serkan Vardar



Bu yazınız kendi iç dinamiği ile aslında kritik etme hakkımdan ''eleştiriyi'' hak ediyor .Ancak yazınızı uygun olmayan bir alanda neden yayınladığınızı anlayamadım.Sanırım,''deneme'' olarak değerlendiriyorsunuz yazınızı belkide bundandır.



Düz yazı tekniğinden baktığımızda bu yazı deneme türüne girmemektedir.Bu konuda siz öncelikle yazınızı doğru alanda yayınlarsanız,bize de yazınızı gereklerine uygun kritik etme hakkını vermiş olursunuz.


Bu konuda editörümüzünde, seçimi yazara bırakmak üzere gerekli uyarıları yapmasını ,bekliyorum.



Saygılarımla.

 04.02.2010 00:52:31
İzzet Kütükoğlu
  Yazar Profili »    Tüm Yazıları Tüm Yazıları »    Yazarın Sayfası Yazarın Sayfası »
ANLAMLI BİR YAZI

Sayın Serkan Vardar, Çok önemli bir yaraya parmak basmışsınız. Eh yazı yazma konusunda da usta olunca okunmaya değer bir yazı ortaya çıkmış. Editörde hakkını vermiş zaten. Bu yazı sadece okunmamalı, üzerinde düşünülmeli...


Biz genelde az okuyoruz. daha da kötüsü sadece okuyoruz, yazı üzerinde düşünmüyoruz.


Eh bilim adamlarımızda sadece makale ürettikleri için, bu makalelerin çoğuda ordan burdan aşırma olduğu için, bilim adamlarımız insanlar bu makaleleri okusun ama düşünmesin istiyorlar. Çünkü düşünen insan onların sahteliğini de, çalıntı olduğunu da, anlamsız olduğunu da anlayacaktır.


Türkiye de iyi olan ne varsa üzeri örtülüyor, Geçtiğimiz yıllarda bir tv kanalında buluşlar icatlar ile ilgili bir program yayınlanmıştı. ne olduysa oldu program ortadan kalktı. şimdilerde maykıl ceksın taklitleri, abuk subuk danslar yapanlar hayranlıkla izleniyor!


Oysa icat, buluş yapan insanlar hakın önüne getililecek olsa, gençler buna özenecektir. Ama olmaaaaz. icat yapmak gavur işi! bizim işimiz kullanmak.


Eee mektep görmemiş birileri ciddi bir şeyler yaparsa, bizim hiç birşey bilmeyen bilim adamlarının itibarı elden gider. Katiyyen olmaz! Bu millet icat çıkarmamalı, çıkarsa da açığa çıkarmamak gerek.


Sayın Vardar, bende bir şeyler yapıyorum. Bana patent aldın mı? diye soruyorlar.


Ne olacak patent alırsam? Olacağı şu; yıllık patent parası vereceğim, Birisi patentli ürünü taklit edecek, avukat tutup bitmeyen mahkemelerde onunla mı uğraşacağım? Patent aldığın zaman o ürünü üretmen gerekiyor. Eğer seri üretim yapmıyorsan, patent koruması da kalkıyor. Eee yeni bir ürün üretmek kolayda, Bunun üretimini gerçekleştirip piyasada tutturmak o kadar kolay mı, Bizde öyle bir devlet var ki, yaptığına yapacağına pişman eder adamı! Yüz türlü vergi, bunlardan nasıl kaçılır onuda bilmezsin. Çalış dur kamu yararına.


Yok gözüm yok! sen sen ol, bu ülkede icat çıkarma.


Saygılarımla

3 adet yorum listelendi

Yorum Yap
  

 Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı   Yukarı

Seyir Defteri, Attila İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı, Attila İlhan Vakfı, Atilla İlhan Vakfı
   Yeni yazı eklemek için Seyir Defteri Konu Başlığı seçmelisiniz.
   Genel Seyir Defteri kurallarına bağlı kalmazsanız, eklediğiniz yazı ve üyeliğiniz iptal edilebilir.
 © Seyir Defteri v3.1  Seyir Defteri Kuralları   İletişim