Ana Sayfa  •  Arama  •  Site Haritası  •  İndeks  •  Ziyaretçi Defteri  •  İletişim  

   Vakıf Hakkında      Attilâ İlhan      Eserleri      Basın Odası      Gençlere Açık Çağrı      Projeler      Meraklısına...   
Meraklısına...

Sayfayı Yazdır   Sayfayı Gönder

 

  “...Curzon´u Yokladım, Gördüm ki Uyuşurum...!”

Tesbit/ 16 ... hoşunuza gider mi, gitmez mi, orasını kestiremem; kestirebildiğim İsmet Paşa 'nın Lausanne Konferansı 'ndaki başarısı hakkında, okuyup dinlediklerimizin, bir kere daha ciddiyetle gözden geçirilmesi gerektiğidir. Bunu bir kalem geçtik, şimdi, sizden şu satırları okumanızı rica edebilir miyim?
''... Barış Konferansı'nın baş delegeliğine, İsmet Paşa, hangi nedenle seçilmiş olursa olsun; şu var ki bu ödev, onun daha sonraki yıllarda yükselişinin başlangıcı olmuştur. Daha sonraki 'Şeflik' yıllarında da, Lausanne 'ödevi'nin efsanesini, başarıyla kullanmıştır. Bu konferansın, onun dış diplomasi yönü ve bilgisi üzerinde derin etkileri olduğu, sık sık onunla ilgili anılarını anmasında görülür. Arada kendini Batı dünyası karşısında imtihan vermiş bir öğrenciye benzettiği bile olmuştur...''
 
... üzerinde en derin iz bırakan adam, bu imtihandaki 'mümeyyiz'lerin başkanlığı yerinde oturan Lord Curzon olmuştur. Millî Şef, yaşam boyu bu adamı unutamadı. Bir vesile ile F.A. Barutçu'ya övünerek şöyle der: '...Lausanne'da genç ve tecrübesiz zamanımda, devletleri teker teker İngiltere'ye karşı görünce, bunlarla uyuşup İngilizlere kafa tutarım diye düşünmüştüm. Lord Curzon bana, 'Sen çok manevracısın ama, ben sana yaptırmam, gözünü aç' dedi. Gerçekten yanlış başladığımı anladım. Beni İngiltere ile çarpıştırıyorlardı. Kendileri arkada duruyor. İstediklerini de benden, kendi hesaplarına koparıyorlardı. Ben Lord Curzon'u yokladım, gördüm ki onunla uyuşurum. Diğerlerinin istediklerini geri çevirmekte, benimle birlik olacaktır. Hızla kararımı verdim ve doğrudan yolu tuttum'...'' (F.A. Barutçu, 'Siyasal Anılar, s.400)
 
... evet, pekâlâ tahmin edeceğiniz gibi, bu satırlar Niyazi Berkes 'in 'Unutulan Yıllar' adlı hatıralarından aktarıldı; aynı eserinde Niyazi Ağbiy (Berkes) İsmet Paşa 'nın kendisiyle 'uyuşabileceğini söylediği' adam hakkında, bakar mısınız ne demiş: ''... Nicolson'ın kitabının Curzon, Lausanne ve İsmet Paşa hakkında söylediklerini size özetliyeyim. Nicholson'a göre, onun deyimi ile 'genç paşa' zamanın en azılı bir 'emperyalist'i ile karşılaşıyordu. Yazdıklarında 'paşa'yı küçültmekten ziyade, ona acıma duyguları belli oluyor. İngiliz diplomatı Lord Curzon'u şöyle tanımlar:
 
... Lord Curzon, İngiliz İmparatorluğu'nu, 'Roma İmparatorluğu'nun bir tekrarı sayar; kendini, bir 'Romalı' gibi görürdü. Ona göre, emperyalizm İngiliz aristokrasisinin tarihsel bir zorunluluğudur. Emperyalizm Curzon için bir din gibiydi. Tanrı'nın Britanya İmparatorluğu'nu, tanrısal amaca bir araç olarak seçmiş olduğuna derinden inanıyordu..'' 'Unutulan Yıllar' , s. 484)
 
Lausanne Kahramanı' mızın, 'birden karar verip doğrudan yolunu tuttuğu' zat, gerçekte Sovyetler'le - daha doğrusu Çiçerin'le - diplomatik bir savaş veren; bundan kârlı çıkmak için de, İsmet Paşa'yı 'resmen' kullanan bir politikacı: hem de en canavarlarından birisi!..)
 
Bombay Cronicle'ın haberi:
 
27 Temmuz 1937
(Tesbit / 17. ... sanırım bu bahse döneceğiz, yalnız Mustafa Kemal Paşa 'nın Lausanne'ı yeterli bulduğu, ona imza atanı da, 'kahraman saydığı', bunları söylemiş bile olsa, laftan ibaret. Bunun en önemli kanıtı, Süleymaniye, Kerkük, Musul bahsinde, Londra 'nın fırıldaklarına göz yummayışı; hatta verdikleri ültimatomu, gerekirse savaşırız diye reddedişi gelir. Tabii, Boğazlar ve Hatay meselesi de, bunların hemen arkasından.
 
Daha etkileyici, başka bir kanıt daha varmış; gazateci/yazar dostum Necdet Sevinç 'in bana verdiği, Şükrü Kaya imzalı, 20 Ağustos 1937 tarihli bir belgede; Mustafa Kemal Paşa , bilir misiniz, eski 'Osmanlı' toprağı olan Filistin bahsinde ne demiş!
 
''... Bombay Cronicle gazetesinin 27 Temmuz 1937 tarihli sayısında, şu başlıkla bir haber yayımlanıyor: 'Filistin'e El Sürülemez!', 'Kemal Paşa Avrupa'ya İhtar ediyor:' 'Türkler Mukaddes Topraklarda, Yabancı Hâkimiyetine Tahammül Etmeyeceklerdir''.. ''Dahiliye Vekâleti, Matbuat Umum Müdürlüğü Arşivinde, 5476/7/1/K numarasıyla kayıtlı, bu şayân-ı dikkat belgede, Gâzi'nin eski Osmanlı toprakları (Ortadoğu) üzerindeki düşüncelerinin, daha önce de söyleşilerin birinde belirttiğim üzere, hiç de İsmet Paşa 'nın 'kokmaz bulaşmaz' politikasına benzemediğine, açık bir kanıt!....
 
Bilhassa, aynı yıllarda, Fransa 'yla, aynı Misakı Milli çerçevesinde, Hatay meselesi yüzünden, nasıl mücadele ettiği düşünülürse! Tekrar ediyorum, kimse bilmiyor ama Gâzi 'nin vefatına sadece bir yıl kalmıştır; oysa o, Türkiye Cumhuriyeti 'nin dış politikasını, Batı 'lı ülkelerin kıçına takılmak şeklinde görmüyor; tam tersine, Anadolu 'nun jeo/politik ve jeo/stratejik konumuna göre, çok daha geniş çaplı bir çözüm tasarlıyor. Unutmayın ki, aynı tarihlerde Ankara , eski Osmanlı toprakları üzerinde kurulmuş yeni ülkelerle, bağımsızlıklarına karışmaksızın, 'Balkan Antantı' nı ve Saadâbad Paktı 'nı örgütlemişti.
 
Bombay Cronicle 'in 27 Temmuz 1937 tarihli haberine döneceğiz.
 
 
Cumhuriyet, 19.08.2005
 
Attila İlhan, Attila İlhan Vakfı, Atilla İlhan Vakfı, Attila İlhan şiirleri, Atilla İlhan şiirleri, Gazi Paşa
 
 Yukarı    Geri
Tribeca İletişim Danışmanlık tarafından geliştirilmiştirAttila İlhan Vakfı, Atilla İlhan Vakfı, Attila İlhan şiirleri, Atilla İlhan şiirleri, Gazi Paşa
 

Telif & Tekzip Hakkı